Psinema: Sinemada Psikolojik Bozukluklar ve Sinematerapi

Editör: Faruk Gençöz, Mayıs 2007

Psikoterapi, Psikolog, Psikoterapist, Psikopatoloji, Psikoloji, Psikiyatri, Psikotrop, Psikanaliz, Psikiyatrist, Psikotik, Psikopat, Psikofarmakoloji, Psikoz, Psikosomatik, Psi..., Sinema, PSİNEMA.

İçindekiler

Önsöz/ Faruk Gençöz

Psinema/ Faruk Gençöz

Sunset Bulvarında Narsisizm/ Sine Eğeci 

Tarihi Buluşma: Dr. Caligari’nin Odası/Ekin Eremsoy, Sine Eğeci

Disosiyatif Kimlik Bozukluğu: Psycho ve Diğerleri/ Ali Bayramoğlu

Duygusal Zeka ve Can Dostum/ Özge Orbay, Sİne Eğeci

Balıkçı Kral ve Travma/ Hicran İnandılar

Yas ve Sıradan İnsanlar/ Nilgün Yılmaz

Çocukluk Travması, Kadın Terapist ve Dalgaların Prensi/ Müjgan Altın

Sinematerapi/ Başak Türküler Aka

 

Önsöz

Üniversitede, verdiğim derslerde teorik tartışmaları renklendirmek için, medyada popüler hale gelmiş, herkesin bildiği olaylar ve kişiler arasından örnekler getirmek bana daima zevk vermiştir. Ders kitaplarında bulunan klasik ve mükemmel örneklerin dışına çıkarak, dersin anlatıldığı günlerde, içinde bulunduğumuz kültürü ve dünyayı neler meşgul ediyorsa onları ele almak, benim için, ufak bir çocuğa kurcalamaktan zevk alacağı yeni bir oyuncak alınması gibi bir şey oluyor. Olayları sadece kendi bakış açımla değil Türkiyemizin dört bir tarafından değişik tecrübelerle donanmış, psikoloji dünyasını  anlamaya gelen genç insanlarla birlikte yapabilmenin zevki de başka oluyor. Güzel örnekler bulabilmek için bir yandan günlük olayları takip ederken diğer bir yandan da toplumun büyük kesiminin dikkatini çeken yerli ve yabancı film ve dizilere dikkat ediyorum. Topladığım örneklerin, yıllar içinde bir taraftan birikip diğer taraftan da kaybolmaya başladığını farkettikçe, güzel örnekleri  sistemli ve yavaş yavaş yazma gereğini hissettim. Yazmak isteyince de bu işi bir dizi kitap haline getirmek fikri doğdu. Son yıllarda doktora eğitimi alan öğrencilerimle klinik psikoloji konularının sinema filmlerinde konu edilişini programlı bir şekilde tartışmaya başlamamız, örnekleri yazma fikrini iyice olgunlaştırdı. Film analizleri konusunda yaptığımız ilk denemeler oldukça renkli ve verimli geçince uzman klinik psikologlar ve klinik psikolojide doktor adayı öğrenciler arasındaki organizasyonu kuvvetlendirip ilk kitabı oluşturmak üzere dokümanları bir araya getirmeye başladım. Bu kitabın yazarlarına, derslerime devam ettikleri için öğrencilerim diyorum ama çalışmalarında ortaya koydukları analizler ve değişik bakış açıları ile çoktan öğretici pozisyonuna geçtikilerini görmek bana kıvanç veriyor.

 

İlk kitapla birlikte organizasyon hevesim daha da arttı ve yaptığımız işi topluma bir başka kanaldan da yayabilmek, geliştirebilmek ve en önemlisi, düşündüklerimizi yazıya geçirebilmek ve bu sayede belki yeni yazarlar da keşfetmek için internet üzerinde nitelikli Psinema tartışmaları gerçekleştirebileceğimiz www.psinema.org forum ortamını kurmanın da faydalı olabileceğini düşündüm. Bu noktada galiba Psinema’nın da ne demek olduğunu açıklamam iyi olacak.

 

Psinema, bu kitapta konu edilen klinik psikoloji ve psikiyatri ile ilgili kavramların ortak hecesi olan “psi” ile “sinema” kelimesinin iç içe geçirilmesinden elde edilmiş bir kelimedir. Terapi uygulamaları psikoloji içerikli olduğunda “psikoterapi” adını aldığı gibi, sinema alanında da klinik psikoloji ve psikiyatri konularıyla ilgili olarak üretilen filmlerin “Psinema” adı altında toplanması yadırganmayabilir. Dolayısıyla Psinema kelimesi, klinik psikoloji ve psikiyatri konularını sinema sanatı ile iç içe geçiren filmleri temsil etmektedir. Sinema filmlerinde konu edilen psikolojik bozuklukların gerçeğe uygun olup olmadığı hakkında toplumda büyük bir merak olmasına rağmen bu merakı giderebilecek oldukça az sayıda bilimsel nitelikte çalışma ve eser bulunması dikkat çekici bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Psikolojik bozuklukların ne olduğu konusunda bilim dünyasının yaptığı çalışmaların ortaya konuş şekli, kısacası dili, toplumdaki merakı tatmin edici seviyede olmadığında,  aradaki farkın, sinema gibi sanat dalları tarafından kapatıldığı gerçeği de bizi şaşırtmamalı. Diğer taraftan, sinema filmlerinin, psikolojik bozuklukları, tamamıyla Klinik Psikoloji veya Psikiyatri bilimlerinin ortaya koyduğu şekliyle ele aldıklarını pek  söyleyemeyiz. O halde psikolojik bozuklukların sinemada ele alınışları konusundaki toplumsal merakın gerçeklere dayalı bir şekilde tatmin edildiğini söylemek de doğru olmaz. Bununla birlikte sinemanın seyiriciye ne kadar gerçeği ne kadar hayali dünyaları yansıtması gerektiğini de tartışamayız. Zira bir sanat dalına metodunun ne olacağını dikte etmek önemli bir hata olur. O halde sinemadan daha gerçekçi olmasını beklemek yerine gerçeği anlamaya çalışan seyirciye bu konuda bilimin yüzünü yansıtabilen kaynakları ulaştırmak gereği ortaya çıkıyor. Bu kitap, bilimin ortaya koydukları ile günlük hayatın konusu haline gelen sinema filmleri arasında Psinema köprüsünü kurmayı amaçlıyor. Ne sinemanın hayal dolu dünyasını ne de bilimsel gerçekleri reddebiliriz. Ancak hayatımızda her ikisine birden yer vermek, sinemanın bilime karşı oldukça baskın olduğu bu alanda biraz zor gibi gözüküyor. Zira beyaz perde karşısında hissettiklerimizin büyüsüyle gördüklerimizi muhakemeden uzak bir şekilde kabullenebilir ve sanki hayatın gerçekleriymiş gibi düşünebiliriz. İşte bu noktada filmlerin duygusal dünyasını bilinç seviyesine taşıyıp sorgulamak isteyen tüm sinema meraklıları için yararlanabilecekleri kaynakları zenginleştirmenin ve tartışma ortamları oluşturmanın önemi ortaya çıkıyor.

 

Bu düşüncelerden harketle kitabımızın 3 ayrı kesime hitab edebilmesini istedik. İlk kesimimiz insan psikolojisine meraklı sinema seyircilerinden oluşuyor. Yukarıda da belirttiğim gibi sinemada seyrettikleri psikolojik bozuklukları, kendilerini ve insan tabiatını anlamak üzere bilinç seviyesinde soruşturan seyiriciler en geniş hedefimiz. İkinci kesim, üniversitelerin psikoloji ve psikiyatri bölümlerinde verilen teorik eğitimi desteklemek isteyen öğretim üyeleri ve öğrencilerden oluşuyor. Üçüncü kesimde ise gerek üniversitelerde gerekse film setlerinde ve geri planda sinema sanatına katkı sağlayan uzmanlar, çalışanlar ve öğrenciler bulunuyor. Sinema dünyasının üyelerine sanat konusunda bir şey öğretmek, ürettiklerinin sanat içindeki değerini kritik etmek elbette hedefimiz değil ancak ortaya çıkmış ürünlere psikoloji bilimi açısından bir perspektif getirmek ve çeşitli ip uçları verebilmek hem sanatın, hem bilimin hem de halkın işe yarayabilir. Hedeflediğimiz üç kesimi de ortak bir dilde ve teknik bir konu altında buluşturmaya çalışmak kolay bir iş olmadı. Bunun için elimizden geldiğince çabaladık ancak taktir elbette okuyucunun. 

 

Psinemada konu ettiğimiz filmler, sinemalarda hiç oynatılmamış olsalardı, bu kitap da hiç yazılmayacaktı. Filmler olmasaydı derslerimiz ve muhakeme dünyamız daha renksiz ve daha zevksiz olacaktı. Bu yüzden söz konusu filmlerin seyirciyle buluşmasında emeği geçen herkese baştan bir teşekkür borçluyuz. Onların açtığı kapıdan uzman gözüyle içeri bakıp neler olduğunu anlamaya çalıştık. Bunu yapmak bizim için, filmleri seyretmek kadar zevkliydi. Umarız seçtiğimiz konularda yaptığımız analizleri okudukça sizler de bu zevke ortak olursunuz.

 

Bu kitabın basımıyla birlikte, yaptığımız tartışmaları hedeflediğimiz 3 kesimle paylaşabilme imkanını yaratan öğrencilerime, film analizlerinde klinik bakış açısından verdiği profesyonel yardımlar için eşim Doç Dr. Tülin Gençöz’e, filmlerle ilgili konuları tartışma gayretimi çarpıcı ve yaratıcı yorumlarıyla hiç bir zaman cevapsız bırakmayan oğlum Selamettin Şevki’ye, kitabın basılması ve sizlere ulaştırılması için kusursuz bir profesyonel destek sağlayan Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu’na teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Psinema kadrosu ile paylaşmak istediklerinizi iletmek, tartışmak ve tartışılanları takip etmek için  www.psinema.org‘da buluşmak dileği ile...

 

Faruk Gençöz

Ankara, 22 Ocak 2007

  
 
 
© 2010 - 2011 psinema.org
designed by Come Tasarım.